
" İnsanoğlu nedense anlayamadığını kötülemeye meyilli "
" Şahsen ben mahzun olmakta bir kusur görmüyordum. Aksine, riya ve oyun insanları mutlu eder; hakikatleri bilmek ise ağırlaştırıp hüzünlendirirdi. Şu hayatta daha çok şey bilen insanlar daha durgun, daha dingin olurdu. "
" Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir."
" Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil. "
" Bir abdal bir şehre gelmiş.Buranın halkı yabancılara hiç güvenmezmiş. ' Defol! ' diye bağırmışlar dervişe. ' Hiçbirimiz seni tanımıyoruz! '
Derviş sükunetle yanıt vermiş. 'Ben kendimi tanıyorum ya, önemli olan o. İnan olsun, şayet öbür türlü olsaydı, yani siz beni bilseydiniz ama ben kendimi bilmeseydim, çok daha fena olurdu' "
" Şu dünyada yaşanan çatışma ve savaşların bir 'din sorunu' değil, 'dil sorunu' olduğuna inanıyordu."
" Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir."
" Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milad demektir. Şayet "aşktan önce" ve "aşktan sonra" aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişizdir demektir. Birini seviyorsan onun için yapacağın en anlamlı şey değişmektir!"
Aşk-E.Ş
27 Ağustos 2009 Perşembe
Aşk İçinde Aşk
Gönderen a. zaman: 10:20 0 yorum
Etiketler: Elif Şafak
15 Mart 2009 Pazar
Mahrem
“…Tam da üç gündür sürüyordu bu kör karanlık. Işığı özlediği söylenemezdi. İnsan nasıl ağzındaki yiyeceğin tadını kaybetmemek için yeni bir şey yemek istemezse, o da gözlerinin en son gördüğü görüntüyü kaybetmemek için yeni bir şey görmeyi istemiyordu aslında.”
“Zırh: İçtekini dışarının bakışlarından saklayamazsa daha çabuk yenilir insan ve daha kolay öldürülür savaş meydanlarında.”
“Zühre: Derler ki aşk da unutulurmuş her şey gibi. Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da doludizgin devam ederken unutulurmuş aşk.
Neyse ki Zühre yıldızı varmış göğün üçüncü katında.Halen aşık olup olmadıklarını ve eğer aşıklarsa kime aşık olduklarını hatırlayamayanlar, göğün üçüncü katına çıkıp, Zühre yıldızının elindeki aşk aynasına bakarlarmış. Baktıklarında gördükleri yüz, aşık odluları kişinin yüzü olurmuş.
Derler ki, bazıları sadece zifiri karanlık görürmüş aynada. Böylelerinin hafızalarında n şüphe etmeleri yersizmiş. Çünkü tekleyen hafızaları değil, yürekleriymiş.”
“ ‘Bazen böyle olur’ diyordu başucundaki kandil.’Bazen biri çıkar karşına. Bilirsin ki,
onun karşısında zayıfsın. Bir hamur parçasısın. Alsın seni, dilediğince yoğursun oynasın.’ “
“Hümay: Yeryüzünden ve insanların gözlerinden uzak durmasıyla nam salmış yeşil başlı hümay kuşu. Hümay kuşu öylesine düşkünmüş ki semaya, yumurtasını havada yumurtlarmış.
Bazı bazı Hümay kırk arşın kadar yeryüzüne yaklaşıp, gölgesini bir insanın üzerine düşürürmüş. Hümayın gölgesi kimin üzerinde görülürse,onun sırtı yere gelmezmiş bu cihanda.”
“iğne deliği: Sessizliğin altın kadar kıymetli olduğu mahallelerden birinde, bütün gün pencerenin önünde oturup çeyiz işlermiş ana kız . ‘Hayallerin iğne deliğinden geçecek kadar küçük olmalı,’ dermiş kadın kızına. ‘Baktın ki bir hayalin geçemedi iğnenin deliğinden, boşver onu. Unut gitsin. İğne deliğinden geçemeyen hayaller boş hayallerdir. Hüsrandan başka bir şey getirmezler.’ Kızcağız dikkatle dinlermiş annesinin anlattıklarını. Sonra dalıp gidermiş hayallere. Ne vakit hayal kursa, elinden kayıverirmiş gergef; iğneyi de beraberinde götürerek.”
Gönderen a. zaman: 11:38 0 yorum
Etiketler: Elif Şafak
25 Ocak 2009 Pazar
Arafta bekleyiş
"Türkçe'de zamanı öğrenmek için insanlara "saat" sorulurdu.Halbuki İngilizcede zamanı öğrenmek için insanlara "zaman" soruluyordu.İngilizcede insanın zamana sahip olduğu ya da olabileceği hissi vardı, halbuki Türkçede zamanı ölçme aracına sahiptin ama zamanın kendisine asla."
"...O kopukluk genişleyip derinleştikçe Ömer, kuzeni Murat'la ancak geçerken istasyonda yan yana gelmiş iki tren kadar yakın olduklarını, yola çıkış anı geldiğinde zıt yönlerde hareket edeceklerini fark etmişti."
"Sevinç yedi gün sürer, hüzün bir ömür boyu."
"Neden hepiniz aşkımı itiraf etmemi istiyorsunuz?Sevgililerimizi onlara duyduğumuz hisler konusunda ille de bilgilendirmeli miyiz?Bunu ilan etmek, karşılığında bir şey istediğim anlamına manasına gelmiyor mu?Her aşk ilanı bir bencillik bildirgesi değil midir?"
"Aşık olmanın bir mucizeye inanmaya benzediğini düşünmeye başladım.Aşk da beklentiler ve inançlarla ilgili.İnsan kendisi için hala kurtuluş ümidi olduğuna ve günün birinde özel birinin bunu mümkün kılacağına inanıyor.Bir mucize özlemi değil mi bu?Bu dünyadan fazla bir şey beklememen gerektiğini bilsen de içindeki bir şey diretiyor...Sevdiğin kişinin seni seveceğini umut etmeyi."
Araf~~
Gönderen a. zaman: 10:20 3 yorum
Etiketler: Elif Şafak

