Kaç
yıldır
saklıyorum
Puslu
bir
ilkyaz
gecesi
üçüncü
sınıf
bir
sokak
aralığında
Avcumun
içinde
söndürdüğün
sigara
yanığının
izinde
ilk
öpüştüğümüz
anın
heyecanını
.
3 Ekim 2011 Pazartesi
Buse
Gönderen a. zaman: 01:50 0 yorum
Etiketler: Refik Durbaş
Geriye Kalan
bir anahtar verdindi bana
kabaran yüreğimi bilerek.
kullanıp durdum onu gönlümce,
aşkıma kenar süsü diyerek;
aşındırdım dişlerini zamanla.
geriye ben kaldım işte.
yalan olur sevmedim dersem;
ama yolcu yolunda gerek.
ey ömrümün uğuldayan durağı;
yanlış hesaptan dönerek,
benli günlerini sil istersen.
geriye sen kaldın işte.
Gönderen a. zaman: 01:45 0 yorum
Etiketler: Metin Altıok
Evde Yoklar
Durmadan avuçlarım terliyor,
İnildiyor ardımdan
Girdiğim çıktığım kapılar.
Trenim gecikmeli, yüreğim bungun,
Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.
Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.
Kimi zaman çocuğum,
Bir müzik kutusu başucumda
Ve ayımın gözleri saydam.
Kimi zaman gardayım
Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar.
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar.
Bekliyorum bir kapının önünde,
Cebimde yazılmamış bir mektupla.
Bana karşı ben vardım
Çaldığım kapıların ardında,
Ben açtım, ben girdim
Selamlaştık ilk defa.
Gönderen a. zaman: 01:43 0 yorum
Etiketler: Metin Altıok
-neden-
neden
hep
boş
bir
bardağa
yüksünmeden
boyun eğer
sürahi?
Gönderen a. zaman: 01:42 0 yorum
Etiketler: Metin Altıok
Gelmiş Bulundum
Ben mişim -neymiş- su sesiymiş
Oymuş -cam kırıkları gibi gövdemi yakan-
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.
Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.
Yıldızlar, büyülü ülke adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.
Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elimde bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
.
Gönderen a. zaman: 01:36 0 yorum
Etiketler: Edip Cansever
2 Ekim 2011 Pazar
Göl
Keşif için, Vladimir'e...
Bu yaban dünyada bir köşe vardı.
Gençliğimizin baharında gittiğim,
Kara kayalarla sarılmış ve
Yüksek çamların kuleleriyle çevrilmiş-
Öylesine güzeldi ki yalnızlığı
Vahşi bir gölün, onu daha az sevemzdim.
Ama kara kefenini serdiğin gece üzerine
Herşeye serdiğin gibi,
Ve gizemli rüzgar
Ahenkle mırıldanarak gittiğinde,
O zaman- aho zaman- uyanırdım.
Issız göl dehşetine.
Ama korku değildi
İnsanı titreten bir zevkti bu dehşet-
Öyle bir duygu ki ne madenler, mücevherler
Ne de- hatta senin aşkın
Kandırabilirdi anlatmaya beni
O zehirli dalgadaydı ölüm
Bir mezarlık çukurumda-
Yalnız imgelemi böyle teselli bulan,
Kimsesiz ruhu bu karanlık gölden
Bir Adeb yaratan, O'nun için.
Gönderen a. zaman: 11:05 0 yorum
Etiketler: Edgar Allan Poe
